Asonans Dergi’ye Yazı Alınmama Nedenleri
“Yazım neden alınmadı?” sorusuna kapsamlı bir cevap
Asonans’a her dönem çok sayıda soru geliyor:
“Editörle çalıştım, hiçbir hatası yoktu, neden yazım alınmadı?”
“Yazımı neden beğenmediniz?”
“Kurulla derdiniz ne?”
“Beni neden reddettiniz?”
Sorular, sorgulamalar, hatta zaman zaman linçler…
Bu video, hepsine toplu bir cevap niteliğinde olacak.
Öncelikle küçük bir açıklamayla başlayayım:
Asonans, 2021 yılında yayın hayatına başladı. O günden bugüne yüzlerce öykü, şiir, deneme ve inceleme okudum. Her sayımız için bir seçici kurul görev yapıyor.
Bu kurul en az 8 kişiden oluşuyor ve yılda bir–iki kez yenileniyor. Kurul üyelerinin kimliği gizli tutuluyor; edebiyat konusunda tecrübeli, donanımlı kişilerden oluşuyor ve hiçbiri tanıdığına, arkadaşına, öğrencisine ya da çevresine ayrıcalık tanıyamıyor. Çünkü değerlendirme metinleri kurulda isimsiz paylaşılıyor. Böylece adil bir seçim süreci sağlanmış oluyor.
Burada önemli olan yazar değil, eserin kendisi.
Kim olduğunuzun, kaç kitap çıkardığınızın, ünlü olup olmadığınızın bir önemi yok. Tek ölçümüz eserinizin niteliği.
Peki, yazılar neden alınmıyor?
1. En yaygın sebep: Aceleyle gönderilen öyküler
Birçok yazar öyküsünü yazıp hemen ertesi gün dergiye gönderiyor.
Üzerinde düşünülmemiş, demlenmemiş metinlerde ise doğal olarak şu sorunlar çıkıyor:
- Kurgu hataları
- Anlatım bozuklukları
- Mantık sıçramaları
- Türkçeye yeterince hâkim olmadan yazılmış cümleler
Dilini iyi kullanan, akıcı, tutarlı metin bulmak sandığınız kadar kolay değil. Kuruldan geçmeyen pek çok öykü, aslında “biraz daha çalışılsa” çok iyi olabilecek öyküler.
2. Hatasız ama yine de alınmayan öyküler
Bu da en çok sorulanlardan biri:
“Hatası yoktu, neden almadınız?”
Cevabı net:
Bizim en büyük sorunumuz hayal gücü eksikliği.
2021’den beri yüzlerce öykü okudum ve gördüğüm şu:
Konular birbirinin neredeyse aynısı. “Bunu daha önce okumuştum,” dedirten yüzlerce metin geliyor.
En çok gelen örneklerden biri: Mutsuz, bastırılmış bir kadın; valizini toplayıp evi terk eder; kendi hayatını kurar; güçlenir… Bu konu o kadar çok geldi ki artık sohbetlerde bile örnek olarak veriyorum.
Öykü güzel olabilir ama özgün değilse, dergiye alınma ihtimali düşüyor.
3. Çok iyi yazılmış ama… sıkıcı öyküler
Teknik olarak kusursuz olabilir, dil akabilir, mantık hatası olmayabilir…
Ama okunmuyorsa, okur yarısına gelmeden kopuyorsa, ne kadar iyi yazılmış olursa olsun amacına ulaşmıyor.
Kurulun temel kriterlerinden biri:
Merak duygusunu diri tutan, okuru içine çeken bir metin olması.
4. Potansiyeli olan metinlere editör desteği
Eğer konu özgünse, iyi bir fikir varsa ama teknik hatalar çoksa—evet, yazarla iletişime geçip editör desteği sağladığımız oluyor. Biçimsel hatalar düzeltilebilir, kurgu geliştirilebilir.
Ama bu her zaman mümkün olmuyor. Zira bazen revize istediğimizde “Benim yazım bu, ister alın ister almayın” gibi tepkiler alıyoruz. Bu nedenle her eser için bu yolu tercih edemiyoruz.
5. Dergimizin kotası
Her sayının belli bir sayfa sınırı var.
Bu yüzden iyi öyküleri bile alamadığımız zamanlar oluyor.
Hatta keşke kadroya sığdırsaydık dediğimiz metinler de var.
Bazı yazarlara “Sonraki sayıda değerlendirelim” demek istedik ama ne yazık ki çoğu sabırsız davranıp öyküsünü hemen başka bir yerde yayınlatıyor.
Bu yüzden havuz sistemi denememiz uzun sürmedi.
Peki siz ne yapabilirsiniz?
- Daha çok okuyun. Okumadan yazılmaz.
- Metninizi dinlendirin. Yazıp biter bitmez göndermeyin. Birkaç gün kenara koyun.
- Yüksek sesle okuyun. Dilinizin tökezlediği yerleri fark edin.
- Gerekirse baştan yazın. Bu, zayıflık değil; gerçek bir yazar refleksidir.
- Eserinizi “bitmiş” sanmayın. Her metnin üzerinde çalışılır.
Unutmayın:
Yazmak başlı başına bir yolculuk.
Her reddediliş, aslında daha iyi bir yazar olma fırsatıdır.
Sevgiler…

No responses yet